Fethiye

FETHİYE
İyisi mi siz gidip kendiniz görün de vurgun yemiş gibi olun!
Akşam olunca çarşının rengi ve havası değişiverir. Lokantaların, barların zamanıdır artık. Balıklar ızgarada cızırdamaya ve ortalığı hafiften bir anason kokusu sarmaya başlamıştır. Gündüzün sıcağı da geride kalmış, akşamın serinliği egemen olmuştur.
Fethiye’yi sayfalara sığdırmak da zordur bu nedenle. Gelin başlayalım gezimize.
KENT GEZİSİ
FETHİYE MÜZESİ
Günübirlik tekne turlarının bir bölümü, Şovalye Adasından sonra Göcek yönüne değil, Ölüdeniz yönündeki ada ve koylara sefer yaparlar. Şahin ve İblis burunları aşılarak Gemile adasına ulaşılır. İsteyenler Gemile koyuna ve plajına da çıkabilir. Sonra da Ölüdeniz, Belceğiz plajı, Kıdrak plajı ve Kelebekler Vadisi’ne kadar gidilir. Yolculuğun bu tarafı, Göcek yönüne göre biraz daha dalgalıdır ve alışık olmayanları deniz tutabilir.
Antik dönemde bugünkü Fethiye merkezinde Telmessos kenti bulunmakta. Telmessos, Likya bölgesinin önemli kentlerinden biri. Likya’nın batı sınırını oluşturuyor. Batısı Karya bölgesi.
Telmessos’un MÖ 5. yüzyılda kurulduğu tahmin ediliyor. Kuruluşa ilişkin kesin bilgiler yok. Bu nedenle olsa gerek efsane devreye giriyor. Efsaneye göre güneş tanrısı Apollon kuruyor kenti. Apollon Finike kralı Agenor’un küçük kızına aşık olmuş. Sevimli bir köpek kılığına girmiş utangaç kıza yaklaşabilmek için. Evlenmişler. Bir oğulları olmuş, adını Telmessos koymuşlar. Apollon kurduğu kente oğlunun adını vermiş.
Likya tanrısı Apollon kuruyor kurmasına da, Telmessos, tüm Likya ve Karya kentleriyle birlikte MÖ 547’de Pers egemenliğine giriyor ve krallığa bağlı Satrap’lık oluyor. MÖ 5. yüzyıl ortalarında kurulan Attik-Delos birliğine katılıyor. MÖ 344-343 kışında Büyük İskender ordularına teslim oluyor. MÖ 189’da Bergama Krallığı’na katılıyor, Roma’lılar tarafından. Bergama’nın çöküşü ardından, MÖ 133’de Likya federasyonuna giriyor ve federasyonun en önemli altı kentinden biri oluyor. 8. yüzyılda Bizans imparatoru II. Anastasios onuruna adı Anatasiapolis olarak değişiyor. 1284’de Menteşeoğulları, 1424’de Osmanlı topraklarına katılıyor ve Meğri adını alıyor.Bugünkü adı 1934’de şehit pilot Fethi Bey’e izafeten verilmiştir.
Fethiye-Göcek karayolu üzerinde, çok sayıda koy ve plaj vardır. Teknelerle gelinse de karayoluyla daha kolay ulaşılır bu koylara. Yerli-yabancı kampçılarla, karavanıyla gelenlerin sevdikleri yerdir. Yaz aylarında özellikle hafta sonları, yakın çevreden piknik yapmak, denize girmek için gelenlerin akınına uğrar.
Bu koyların en tanınmışlarından biri Fethiye’ye 17 km uzaklıktaki Katrancı Koyu’dur. Tam bir cennet parçasıdır burası. Kızılçam, okaliptüs ve Kıbrıs akasyaları arasına gizlenmiştir. Mayıs-Ekim arasında çadır kurabilir, su, elektrik alabilir, ihtiyaçlarınızı büfe ve kafeteryalardan karşılayabilirsiniz. Katrancı’ya yaz aylarında Fethiye’den düzenli minibüs seferleri yapılıyor.
Kalabalıktan sıkılanlar, Katrancı’nın kıyısındaki patika yolu izleyip tepeyi aştıklarında bir başka koya, Kızlar koyuna çıkarlar. Üç tarafı çamla kaplı bu koy daha sakindir. Tepedeki çardak lokanta-bar, koyu ayaklar altına alan manzarasıyla ilgi görmektedir.
Katrancı’nın 2 km ötesinde, Fethiye’ye 19 km uzaklıktaki Günlüklü koyu da bir başka doğa harikasıdır. Fethiye-Göcek karayolundan 1 km içeride olan ve Fethiye’den minibüs seferleriyle de ulaşılabilen Günlüklü koyu kumsalı Günlük(Sığla) ağaçlarıyla kaplıdır. Ağaçların altında çadır kurulabilmektedir.
Fethiye-Göcek arasındaki bir diğer koy ise Küçük Kargı Koyudur. Günlük ağaçları içinde serin ve sakin bir orman içi dinlenme yeridir
Şövalye Adası: Fethiye Körfezi’nin ağzında, körfezi koruyormuş gibi yerleşmiş adadır Şovalye Adası. Rodos Şovalyelerinin kullandığı adada bugün de yerleşim vardır. Yazlıklar, motel ve cafe bulunan ada, 12 Adalar’a düzenlenen turların dönüşünde son mola yeridir. İskeleden adaya sürekli dolmuş motorları da gidip gelmektedir.
Kızılada: Gün batımında kıyılarındaki kum ve çakılların kızılımsı renk alması nedeniyle bu ad verilmiş. Adada deniz fenerinden başka bir yapı yok. Doğu kıyısı dalgalara kapalı olduğundan demir atmak ve yüzmek için uygun.
Yassıca Adalar: Yassıcalar denilen bu adaların tek tek adları bile yok. Öyle küçücük adalar ki, birileri çıkıp da ad vermemiş. Hepsine birden Yassıcalar denilip geçilmiş. Adalarda hiç bir tesis yok. Büyükçe olanının denize uzanan kumsallı burnunun ucunda küçücük bir havuzcuk oluşuyor. Minik bebekler için özel olarak yapılmış gibi. Burada adalar arasında yüzme macerasını da korkmadan deneyebilirsiniz. En kısa ara hepi topu 12 metre iki adanın arasında. Yarım saat kadar yüzebiliyorsanız dört adayı dolaşabilirsiniz. Dilerseniz adalara çıkıp yürüyebilirsiniz. Yalnız yanınızda spor ayakkabı bulundurmayı unutmayın.
Tersane Adası: Körfezdeki adaların en büyüğü. Mübadele sonrasında boşaltılmış eski Rum yerleşiminin kalıntıları yer alıyor adada. Adanın adını aldığı bir tersane ve gözetleme kulesinin kalıntısı karşınıza çıkacak ada gezisinde. Denizcilerin yaz ve kış koyları adını verdikleri iki koy, mavi yolculuk ve günübirlik gezi teknelerinin uğrak yeridir.
Kleopatra hamamı: Mavi yolculuk ve günübirlik tekne turlarının uğramadan geçmediği koy. Mavi yolculuk tekneleri ve yatlar gecelemeyi çok seviyor. Günübirlik tekneler ise genellikle yemek molasını bu koyda veriyor. İskelenin hemen yanı başında, bir bölümü sular altında kalmış Bizans manastırı kalıntılarını göreceksiniz. Tekneden çıkıp kıyı boyunca ve orman içinde keyifli bir yürüyüş yapabilirsiniz. Kıyıda yatlara hizmet veren çardak lokantalar var.
Kendinize güveniyorsanız Kleopatra hamamı koyu ya da Yavansu’dan tepeye doğru yaklaşık yarım saatlik bir yürüyüşle antik kent Lydae’ye çıkabilirsiniz.
Tersane adasının kuzeybatısında yer alan Taşyaka koyu, ressam Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun bir kaya üzerine yaptığı balık resmi nedeniyle Bedri Rahmi Koyu diye anılıyor. Koyda salaş lokantalar ve yatların yanaşması için ahşap iskeleler bulunuyor.
GÖCEK
Sayısız ve birbirinden güzel koy ve adanın bulunduğu Fethiye körfezinin Göcek bölümü yatlar ve mavi yolculuk teknelerinin en gözde yeridir. Yatlar için her türlü servisin verildiği dört marina var Göcek’te.
Dünyanın ve Türkiye’nin “top sosyete”sinin buluşma noktasıdır Göcek koyları ve adaları. Birbirinden lüks tekneler çevrede boy gösterirler.
Düne kadar sakin ve küçük bir köy olan Göcek’te hızlı bir yapılaşma gözleniyor. Çok katlı binalara izin verilmemesine rağmen, hızlı bir betonlaşma yaşanıyor yeşil çamların arasında.
Göcek’te turizm hemen tümüyle marina çevresinde yaşanıyor dense yeridir. Lokantalar ve alışveriş mağazaları hep iskele çevresinde sıralanıyor.
Yeni yapılan dolgu sahil bandı, düne kadar var olan salaş görüntüyü ortadan kaldırdı. Yürüyüş yolu, oturma grupları ve çevre düzenlemesiyle Göcek’liler ve yerli-yabancı turistler denizle barışmış oldular.
Bir kaç yıl öncesine kadar yerli halk tarafından işletilen küçük pansiyonlar vardı sadece. Şimdi yeni ve daha büyük oteller yapılmaya başlandı.Göcek’te kalabilir ve Türkiye’nin bu cennet köşesinde dolu dolu bir tatil geçirebilirsiniz.
1993 yılında kapatılan Göcek Krom madeni işletmeleri, milyonlarca dolarlık yatırımla, yeni Yat Marina’sına ve Turizm Kompleksine dönüştü.Arazi maden artıklarından temizlendi, arka bölümündeki 120 dönümlük orman arazisi de kiralandı.
Yatırımı Enternasyonal Turizm tarafından yapılan ve kompleks bünyesindeki otel yatırımıyla 500 yatak kapasiteli Göcek’e, 1000’den fazla yatak kazandıracak olan tesisin en önemli bölümü ise 11 milyon dolara mal olan Marina. 4 ayda tamamlanan ve kısmen hizmete giren marina, 400 yata birden hizmet verebiliyor.
“Yat çekek” yeri de bulunan marina bünyesinde bir yelken okulu da açılacak. Marinanın hemen yanındaki alan ise plaj olarak düzenlendi.
Turizm Kompleksinde 24 üniteli “Marina Gerisi Tesisler” de bulunuyor.Bu tesisler arasında “Restaurantlar” “Kafeler”, “Hatıra eşya dükkanları”, “Yat Marketler” yer alıyor.
ÇEVREYE TEKNE TURLARI
İskeleden her gün çevre koy ve adalara günübirlik tekne turları yapılıyor. İster günübirlik tekne turlarından birine katılabilir, ister tekne kiralayabilirsiniz.
AFKULE
BABADAĞ’DA YAMAÇ PARAŞÜTÜ
EŞEN ÇAYI’NDA KANO
Antalya-Muğla il sınırını oluşturan Eşen Çayı’nda seyahat acenteleri kano turu düzenliyorlar. Tur Kınık’ta köprü altında ve yaklaşık 15 km’lik mesafe kano ile geçilerek Patara kumsalında son buluyor. Bu tur sırasında yemek ve yüzme için mola veriliyor.
Eşen çayı Köprülü kanyon girişindeki azmaktan çıkıyor. Suyu çok temiz ve soğuk. Nehrin oldukça sakin akması nedeniyle herhangi bir tehlike bulunmuyor. Ama yine de yer yer küçük dökülmeler ve anaforlar var ve bunlar yolculuğa heyecan katıyor.
Kano turu düzenleyen seyahat acentaları, tur öncesinde kano kullanımı ile ilgili bilgi veriyorlar. Sigorta yapılıyor ve can yelekleri dağıtılıyor. Sabah 11’de başlayıp 6.5 saat süren güzergahın bir bölümünde çamur banyosu molası veriliyor. Kokusuz çamur havuzlarına balıklama atlayıp baştan ayağa çamura bulananlar fotoğraf çektirmeyi ihmal etmiyorlar. Çamurdan kurtulmak için tek yol Eşen çayının buz gibi sularına kendinizi bırakmak.
Nehir çevresinin sürekli değişen manzarası ve üzerinde barındırdığı bitki örtüsü tura katılanları cezbediyor.
KeyNey Sociology & Architect – KeyNey Sosyoloji & Mimarlık

Detaylar için tıklayınız…